Başka hiçbir kız bunları yaşamasın diye: ‘SON KIZ’

Paylaş

“Şimdi biliyorum ki bana karşı işlenen suçların tam içinden, kalbinden tekrar doğdum.”

2018 Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad’ın ‘Son Kız’ adlı kitabı Amal Clooney’nin önsözü ve Zülfü Livaneli’nin sunuşuyla raflarda. Epsilon Yayınevi’nden çıkan kitabın çevirisi Peren Gülmez’e ait.

Dini inançları yüzünden yüzyıllar boyu zulüm ve haksızlıkların hedefi olan, yetmezmiş gibi 21. yüzyıl dünyasında soykırıma maruz kalan köklü Ezidi halkına mensup genç bir kadının ansızın çalınan hayatının gerçek hikayesi bu. IŞİD 2014 yılında Irak’ın güney sınırındaki Ezidi köyü Koço’ya saldırdığında Nadia henüz yirmi bir yaşında bir öğrencidir. Saldırıda annesi ve altı ağabeyi öldürülüp isimsiz mezarlara atılır. Nadia ise binlerce Ezidi kadın gibi IŞİD pazarlarında ve Facebook üzerinden bir IŞİD savaşçısından diğerine satılmak üzere seks kölesi olarak alıkonur. İnsanlık onurunu alaşağı eden ne varsa öyle devam eder sonrası: Zorla din değiştirme, sistematik tecavüz, dayak, işkence. Ta ki kaçmayı başarıp Sünni bir aileden yardım alarak canını kurtarana kadar…

nadia murad'ın son kız adlı kitabının kapağı

“Mürekkeple değil kanla yazıldı”

Nadia Murad tüm cesareti ve soğukkanlılığı ile okuru son derece zalim gerçeklerle yüzleştirirken çağımızın en gür kadın seslerinden biri oluyor. Daha önce kendisi de ‘Huzursuzluk’ adlı romanında Ezidilerin uğradığı zulmü işleyen Zülfü Livaneli’nin sunuş yazısıyla açılıyor kitap. Önsözü kaleme alan ise ünlü insan hakları avukatı Amal Clooney. Amal’ın üstlendiği Nadia’nın davasında yürütülen çalışmalar ve kampanya sayesinde zafer niteliğinde bir sonuca ulaşılmış: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, IŞİD’in Irak’ta işlediği suçların delillerini toplayacak bir araştırma ekibi oluşturma kararı almış. Nadia ve tüm kurbanlar için bunun anlamı, İŞID üyelerinin ferdi olarak yargılanabilecek olması.

Bir modern zaman Jeanne d’Arc’ı olarak nitelediği yazarın, bu kitabı bizzat kendi kanıyla yazdığını kaydediyor Livaneli. Clooney ise şunları diyor; “Zulümleriyle onu susturabileceklerini sananlar yanıldı. Nadia Murad’ın iradesi kırılmadığı gibi sesi de kısılmayacak. Aksine bu kitap aracılığıyla sesi hiç olmadığı kadar yükselecek.” Gelelim kitaba…

Bir modern zaman Jeanne d’Arc’ının esaret günlüğü 

Hemen her zaman savaşın olduğu Irak’ta, Sincar’ın yoksul Ezidi köyü Koço’da birbirlerine sıkı sıkıya bağlı ve tecrit benzeri bir hayat sürmektedir Ezidiler. Araplarla Kürtler arasında çekiştirildiklerinden köylerinde iş olmadığı gibi okul da, geçim için tarlada çalışmak dışında seçenekleri de yoktur. 2003’te Amerikalılar Saddam’ı devirmeye geldiklerinde Koço için işler değişmeye başlar. Cep telefonu, uydu anteni, okul, asfalt yüzü görmeye başlarlar. Köy dış dünyaya bağlanır, Türk dizilerini bile seyre başlarlar. Nadia okula gitmekte, ailesi yoksulluktan yavaş yavaş kurtulmaktadır. Ülke savaştadır, ancak olup bitenler Koço’nun uzağında olduğu gibi komşu köylerde gelişen isimsiz bir isyanın El-Kaide’ye ve nihayetinde IŞİD’e giden yolu açtığından da bihaberdirler.

Amerikalılarla Kürtler yönetimi devraldıktan sonra Irak genelindeki Sünni kabileler Bağdat’taki Şii otoriteye karşı ayaklanmayı denemiş ama başarısız olmuşlardır. Saddam devrildikten sonra şiddet olayları daha da artarken Amerika’nın cevabı ülkeye ilave asker göndermek olur. Sevkiyat önceleri etkili olur, Amerikalılar kontrolü sağlar, gelgelelim savaş Ezidilerin kapısına dayanır. 2007 yazında Koço’ya yakın iki Ezidi köyü tüm Irak savaşının en kötü terör saldırısına uğrar. 800 kişi bombalar ve yıkıntılar arasında parçalanarak ölürken binden fazlası yaralanır.

Saldırılar ne kadar korkunçsa da beklenendir çünkü Sincar’daki Kürt tesiri ile Sünni bölgelerdeki radikalleşme Ezidilerle Sünni Araplar arasındaki gerilimi giderek yükseltmiştir. Amerika sonrası ülkede kaos artarken 2012’de Tunus’ta başlayan hükümet karşıtı gösteriler Suriye’ye sıçrar. Bu arada IŞİD iyice güçlenmiştir. Suriye iç savaşla çalkalanırken IŞİD ülkenin önemli bölümünü ele geçirir ve gözünü Irak’a diker. 2014’te IŞİD Irak’ın en büyük ikinci kenti Musul’u işgal eder. Ezidiler için sonun başlangıcıdır bu.

Koço IŞİD tarafından kuşatıldığında diğer Ezidi köyleri basılmış, yağmalanmış, yüzlerce erkek öldürülmüş, bir kısım aileler Suriye ve Irak’ın Kürdistan bölgelerine, bir kısmı ise Sincar Dağı’na kaçmıştır. Yolda yakalananları IŞİD militanları, dağda mahsur kalanları ise açlık ve susuzluk öldürmeye devam eder, özellikle de çocukları. Baskınlarda erkekler ve seks kölesi yapılamayacak yaştaki kadınlar doğruca öldürülüp toplu mezarlara doldurulurken, kendini savunamayacak yaştaki erkek çocuklar ve genç kadınlar esir alınır. Çocuklar canlı kalkan ve intihar bombacısı yapılmak için alınırken kadınlar Musul ve Suriye’de kurulan köle pazarlarına nakledilir. Koço’dakilerin kaçabilmesi mümkün değildir artık, IŞİD tüm yolları ve kontrol noktalarını tutmuştur. Nadia için asıl kabus bundan sonra başlar…

Bu kan dondurucu sağ kalma mücadelesini dilerim herkes okusun ve Nadia, gerçekten de dünyada bu trajediyi yaşamak zorunda kalan ‘son kız’ olsun. Ve yine dilerim ki, binlerce masum insanı evinden, yurdundan, canından eden, sınırsız acılar çektiren ve şimdilerde sona gelmiş gibi görünen (bkz. Trump; “IŞİD’in elindeki toprakların yüzde yüzünü geri aldık.”) bu vahşet kurgusunun ardındaki siyasi aktörleri de adaletin karşısına çıkaracak kadar dürüst bir yer olsun dünya. Nitekim IŞİD’in ABD’nin bir istihbarat yalanıyla giriştiği Irak’ı işgal harekâtının korkunç bir yan ürünü olduğu biliniyor (bkz. Murat Yetkin, ‘Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’).

Sevim Gözay – Posta KİTAP Eki / Mart, 2019

 

Paylaş

Kimler Neler Demiş?

  Subscribe  
Bildir