İktidar peşindeki iktidarsızlar

Paylaş

“Adamlık” söylemi manşetlere çıkmışken ve özellikle erkekler tarafından da hiç olmadığı kadar eleştirilmekteyken Fatih Altınöz’ün İktidarsızlar adlı romanı okumalarım arasında kendisine haklı bir yer edindi.

Orta, alt ve üst sınıftan üç adamı odağına alan, mizahı ve ironisi bol hikayesiyle Türk erkeğinin “ne mal olduğunu” hem sosyolojik hem de psikolojik olarak ortaya koyuyor yazar Altınöz. Efsane dergi Şizofrengi’nin de kurucuları arasında yer alan Psikiyatrist Dr. Fatih Altınöz, 2000 yılı yapımları arasında olan Güle Güle filminin de Altın Portakal Ödüllü senaryo yazarıdır.

Türk erkeğinin çok gerekli anatomisi

Gelelim kitaba… kahramanlarımız; ünlü ama çok ünlü köşe yazarı ve televizyoncu Faruk, taksici Nuri ve bize bu hikayeyi anlatan emekli Bahtiyar’dır. Hepsi evli ve hepsi de karısını aldatan adamlardır bunlar. Standardı budur çünkü onların erkek olma hallerinin: Evli olmak ve fakat evde bulamadıkları mutluluğu daima dışarıda, öteki kadınlarda aramak, aramak, aramak. Evdeki kadını da her zaman her koşulda idare etmek ve elde tutmak. Tümüyle ikiyüzlü bir ‘aile’ düzeninin adanmış takipçileridir onlar.

“Bir erkeğin her zaman karısının bir numaralı nişan tahtası olması gerekirmiş. Kocasından başka şeylerle kavga eden bir kadından korkulurmuş.”

Her biri kendi çöplüğünün horozu olan, olmaya çalışan, olduğu şeyle ve bu olma gayretiyle övünen… ve birbirlerine gizli ya da fırsat bulunca son derece açık şekilde tepeden bakan üç ‘cins’ horoz. Kiminin tüyleri yoluk, kiminin ibiği yarım, kiminin gagası düşmüş ya da er geç düşecek…

“Müzik, moda, spor, politika, yeme-içme-gezme, aşk, sinema, semantik. Karşınızda gerçek bir romantik. Yılın en iyi anchorman’i, yılın en iyi gazeteci-yazarı, kozmik insan Faruk Bollu.”

Kitabın en enteresan özelliği, sesli ya da sessiz şekilde erkek dünyasına getirdiğimiz veya getirebileceğimiz eleştirilerin bir erkek yazar tarafından hem de en cömert şekilde bir araya getiriliyor oluşu. Yazarın psikiyatrist kimliğini bilerek okuyunca daha da derin bir anlam kazanıyor kitaptaki erkek manzaraları.

“Ofiste bir süre bir ileri, iki geri sıkıntı içinde gezindikten sonra koltuğuna oturarak hayatına giren bazı kadınları telefonla rastgele aramaya başlamış. Alelacele ve çaresizce arıyormuş numaraları. Kafasında tek bir soru varmış: Nasıldı?”

Kitapta tam da bu sahneyi okuyunca As Good As It Gets (Benden Bu Kadar) filmindeki Jack Nicholson’u hatırlatırlamamak neredeyse imkansız. Tabii o filmde soru farklı, adam ve adamın derdi de hayli farklıydı. Ama refleksi en az onun kadar inandırıcı kitaptaki karakterin de. Hatırlamak deyince, ünlü medyacı Faruk Bollu karakteri, ekranlardan ve gazete köşelerinden tanıdığımız birçok gerçek figürü anımsatıyor çeşitli hal ve tavırlarıyla. Size kimi ya da kimleri anımsattığını da düşünerek okuyorsunuz dolayısıyla ister istemez.

“Sanırım bir serçe hiçbir zaman bir akbaba tarafından anlaşılmayı bekleyerek vakit kaybetmiyordur. Bulaşırsa canının yanacağını biliyordur. Biz insan denen mahluklar, kim akbaba kim değil hiçbir zaman sıfatından anlayamıyoruz ve bir sürü vakit kaybedip bir yığın üzüntü yaşıyoruz.”

Kitabın özel yanlarından biri de yazarın kahramanlarını pek sahiplenmeyen hatta onları yer yer okuyucuya şikayet eden sıra dışı tutumu. Ancak anlatıcı da esasen kahramanlardan biri olduğu için okuma zevkini perçinleyen katmanlı ve oyuncaklı bir kurgu bu.

“Kahramanlarımın haline bakın. Bu işin sonunda bunlar birbirini vurur. Olan da bana olur. Vallahi evde annem bekliyor olmasa, ölümlerden ölüm beğenmek mecburiyetinde olmasam şu dakika bu hikayeden vazgeçeceğim.”

İktidarsızlar, ideal bir yol ya da haftasonu kitabı. Eğer şehirde kalıp mesaiye devam edecekseniz de kafayı dağıtıp eğlenerek düşüneceğiniz ve elinizden bırakmadan bir çırpıda okuyacağınız trajikomik bir serüven.

Fatih Altınöz imzalı İktidarsızlar, Nisan 2017’de Çınar Yayınları’ndan çıktı.

 

*Bu yazım daha önce kitapkulubu.com.tr’de yayınlanmıştır – SG.

Paylaş

Kimler Neler Demiş?

  Subscribe  
Bildir